Sanat Kullanımları: Son Sergi – SALT Galata


Kültür kurumları için “acil durum”, “sorumluluk” ve “hedef” kavramları neyi ifade ediyor; bunlar, beraberinde ne gibi gereklilikleri getiriyor? L’Internationale konfederasyonundaki altı Avrupa müzesi ile bağlantılı çevrelerde yürütülen tartışmaların temel noktalarını bu meseleler oluşturuyor.

L’Internationale’nin 2012’den bu yana sürdürdüğü beş yıllık The Uses of Art [Sanat Kullanımları] programı, sergi, e-yayın ve konuşmalarla Nisan ayında sona erecek. Konfederasyona üye kurumlar ile iş birlikçileri arasındaki diyaloğun kapsamını genişleten program, kültür kurumlarının vazifeleri üzerine çok yönlü bir düşünce üretimi sunuyor. L’Internationale’ye göre; enternasyonalizm siyaset, sanayi veya kültürde tek biçimlilik tariflemiyor ve çok seslilik karşıtlıklar içeriyor.

SALT, Sanat Kullanımları programı boyunca, araştırma temelli iki büyük sergi projesi geliştirdi. 2015’te SALT Beyoğlu ve SALT Galata’da gerçekleştirilen Nerden geldik buraya, 2016’da SALT Ulus’un ardından, The 1980s. Today’s Beginnings? [1980’ler. Bugünün Başlangıçları?] sergisinin bir parçası olarak Hollanda, Eindhoven’daki Van Abbemuseum’da gösterildi. Yine 2016’da SALT Galata’da düzenlenen ve bu yıl başkentte incelemeye açılan Tek ve Çok ise, 4 Nisan’a kadar Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yer alacak. SALT ekibi, son beş yıl içerisinde, L’Internationale Online ve Glossary of Common Knowledge gibi çevrimiçi projelerin yanı sıra, arşiv, yorumlama ve erişime odaklı kurumlar arası projelere katkıda bulundu. SALT, aynı zamanda, üye kurumların koleksiyonlarından işler ödünç alarak SALT Beyoğlu ve SALT Galata’da “Tek İş” sunumları yaptı.

SALT’ın bu son L’Internationale sergisi, SALT Galata kullanıcılarını, bir kültür mekânı olarak SALT Galata’nın ne olduğu ya da olabileceği üzerine özgün tepkiler vermeye ve nitelikli yorumlar yapmaya teşvik eder. Abbas Akhavan, Refik Anadol, Futurefarmers ve Laure Prouvost’nun sanatsal müdahaleleri/mimari önermeleri, yapının ve arşiv koleksiyonları gibi kaynaklarının yeterince kullanılmamış yanlarına hayat vererek, kurumu geçici olarak yeniden çerçeveleyen ayrı işlev ve olasılıkları ön plana çıkarır.

SALT’ın kuruluşundan bu yana ilk kez, bir sergideki tüm işler kurum tarafından sipariş edildi. Birer bağımsız deneme olan bu dört müdahale, diyalog ve görüş ayrılığına mekân ve imkân sağlayan; birbiriyle ilişkili ama zıtlıklar içeren tepkiler hedefleyerek ortak kaygı ve sorular ışığında geliştirildi. Futurefarmers ve Refik Anadol’un pratiklerine bakıldığında; projeleri, kültürel bilgiyi yayma ve kolektif kullanıma açma yollarını araştırır, fakat bunu yapma biçimleri ve iş birliği seçimleri birçok yönden taban tabana zıttır. Futurefarmers, ekmek pişirme ve tohum takası gibi kültür mirasının bir parçası olan eylemlerin yeniden canlandırılmasını öngörür; ortak değerler için daha sağlıklı ve çoğulcu bir gelecek hayal eder. Anadol ise, Google’ın Artists and Machine Intelligence [Sanatçılar ve Makine Zekâsı] uygulamasıyla çalışarak, “teknolojik protez” olarak tanımlanabilecek bir araçla arşivsel veri yığınları ve bu veriler arasındaki ilişkileri inceler.

Sanat Kullanımları: Son Sergi, 11 Haziran’a dek SALT Galata’da yer alacak. Futurefarmers’ın, Seed Journey [Tohum Yolculuğu] teknesinin Eylül ayında İstanbul’a varmasıyla içeriği genişletilecek olan müdahalesi yapıda varlığını sürdürecek. Sergi paralelinde, Akhavan ve Prouvost’nun katılımıyla 26 Nisan’da başlayacak olan bir konuşma programı da düzenlenecek.

Refik Anadol
Arşiv Rüyası
20 Nisan – 11 Haziran

SALT Araştırma arşiv koleksiyonlarını ve özellikle de Osmanlı Bankası Müzesi koleksiyonunu sabit olgularla değerlendirmek ne anlama gelir? Peki ya bütün bunlar, birkaç sene öncesine kadar erişilemeyen bir işlemci gücüne sahip yapay zekâyla veya makine öğrenimi algoritmalarıyla görselleştirilse ne olur? Ya da aynı şekilde, yüksek boyutlu veriler birbirleriyle etkileşime açılıp izleyiciyi çevreleyen mekânlara dönüştürülse?

SALT’ın davetiyle Refik Anadol, SALT Araştırma koleksiyonları ile Osmanlı Bankası Arşivleri’nden izleyiciyi saran bir arayüz oluşturarak müze ile koleksiyon kavramlarına meydan okuyan, kullanıcı güdümünde bir sanal gerçeklik deneyimi tasarladı. Sanatçının -1 katındaki medya enstalasyonu, sergi mekânını gelecek ve geçmişin içe içe geçtiği, kapsayıcı bir ortama dönüştürüyor.

Abbas Akhavan
“ağaca balta vurmuşlar”
27 Nisan – 11 Haziran

Abbas Akhavan’ın mekâna özgü işleri, hayatın ve içerisinde bulunduğumuz yaşantı yapılarının kırılganlığını göz önüne alarak çevresine duyarlılık gösterir. Sanatçının bu sergi için ürettiği mekâna özgü müdahaleler, yapının mimarisi ve gündelik ritmiyle birlikte varlık gösterirken güncel sosyo-politik gerçekliklere gönderme yapar. SALT Galata’daki lokantanın terasında konumlanan “ağaca balta vurmuşlar”, tarihî yarımadaya açılan kültür mirası manzarasını kesintiye uğratır. Çatılara yazı yazmayı “şiirsel bir eylem” olarak yeniden yorumlayan serinin son halkası olan bu iş, aynı zamanda, helikopter veya uçaktan görülmesi tasarlanmış bir S.O.S. [acil durum] çağrısı niteliğindedir.

“ağaca balta vurmuşlar” işinin yıkım göndermesi, SALT Araştırma’ya sarkan, 91 metre 44 cm uzunluğunda, katlanmış bir beyaz kumaşla tamamlanır. Bir kefene veya ortaya çıkması bekleneni gizleyen beyaz bir örtüye benzeyen bu kumaş, kayda değer bir heykel olmamakla birlikte, çevresinde yapılan protesto gösterilerine tepki olarak Bahreyn hükûmeti tarafından 2011’de yıktırılmasıyla adı duyulan İnci Anıtı’nın bir tür temsili gibidir. Bu işlere, ikinci kata çıkan merdivende duvara yaslı şekilde duran ahşap saplı, büyük boy bir fırça süpürge eşlik eder.

2 Abbasakhavan Abbas Akhavan, <i>Untitled Curtains</i> [İsimsiz Perdeler], 2008
Fotoğraf: Kevin Schmidt
Sanatçının izniyle

Abbas Akhavan, Untitled Curtains [İsimsiz Perdeler], 2008
Fotoğraf: Kevin Schmidt
Sanatçının izniyle
Laure Prouvost
pürüzsüz mermerinizden parlayacak kadar yumuşak ve kavisli
27 Nisan – 11 Haziran

Bir yapı, onu kullananlara kendi kurgularını ve tarihinin katmanlarını sunabilir mi? Laure Prouvost’nun SALT Galata’daki müdahaleleri, daha önceki mekâna özgü çalışmalarından hareketle, yapının ayrı yerleri ve kullanımlarını inceler. Sanatçı, kasıtlı yanlış anlaşılmalar, kültürel kaymalar ve hikâye anlatıcılığı üzerinden SALT Galata’daki örtük faaliyetleri ortaya çıkarır.

Prouvost’nun paspas kadınları, temizlik, bakım ve kontrol gibi her gün düzenli aralıklarla göze çarpmadan tekrarlanan hizmetleri anımsatırken, SALT Galata’nın kapısından girenleri gerçeküstü bir mizah ve sözcük oyunlarıyla karşılar. Paspas kadınların misafirperver sözleri, giriş katını birinci kata bağlayan mermer ve cam akışını nükteli şekilde kesintiye uğratır. Sanatçı, trompe l’œil [göz yanılması] tekniklerini kullanarak yapının en görünür mimari bileşenlerine dair algıyla oynar, mermerin tekrarlayıcı görsel ritmine müdahale eder ve giriş duvarında kabartmaları bulunan Partenon atlılarını bir başka istikamette yolculuğa çıkarır.

3 Laureprouvost Laure Prouvost, <i>We would be floating away from the dirty past</i> [Kirli geçmişten süzülerek uzaklaşıyorduk], 2015
Fotoğraf: Wilfried Petzi, 2015
Sanatçı ile carlier | gebauer (Berlin) ve Galerie Nathalie Obadia (Paris) izniyle

Laure Prouvost, We would be floating away from the dirty past [Kirli geçmişten süzülerek uzaklaşıyorduk], 2015
Fotoğraf: Wilfried Petzi, 2015
Sanatçı ile carlier | gebauer (Berlin) ve Galerie Nathalie Obadia (Paris) izniyle
Futurefarmers
Tohum Yolculuğu
27 Nisan’dan itibaren

“Kutuplara gitmek için yapılmış eski bir ahşap yelkenlide, Norveç’ten İstanbul’a doğru muhteşem bir yolculuğa çıktığınızı hayal edin. Bu yelkenli, bir kadeh gibi ustalıkla şekillendirilmiş minik bir tekne taşıyor; içinde, Rus şehri Saint Petersburg’daki bir müzede ve Norveç’in kuzeyindeki bir saunanın çatı kirişleri arasında bulunmuş bir avuç dolusu eski buğday ve arpa tohumu. Birer mücevher gibi bu tohumlar… Her yönüyle gerçek dışı olan bu yolculuk, aynı anda hem mitolojik, hem bilimsel, hem de politiktir. Zaman ve mekânda geriye giderek tohumların kökenine; Türkiye’nin doğusuna uzanır.”

Michael Taussig, Futurefarmers’ın 2016’da Norveç’te başladığı ve Eylül ayında İstanbul’da tamamlayacağı Seed Journey [Tohum Yolculuğu] projesini anlatmaya böyle başlar. Teknenin İstanbul’a varışından önce, aralarında Amy Franceschini, Alfonso Borragan, Martin Lundberg, Marthe Van Dessel, Audrey Snyder ve Ignacio Chapela’nın da bulunduğu bir ekip, mürettebatın yürüttüğü araştırmalar ile ortak bilgi birikiminin çeşitli yönlerini bir enstalasyonla hikâyeleştirmeye başladı. SALT Araştırma’daki kasa dairesinde konumlanan ve gelecek aylarda yeni eklemelerle geliştirilecek olan içeriğe, Slow Food İstanbul ve Murat Demirtaş’ın katkıları eşlik eder.

4 Futurefarmers Futurefarmers, <i>Seed Journey</i> [Tohum Yolculuğu], 2016
Sanatçıların izniyle

Futurefarmers, Seed Journey [Tohum Yolculuğu], 2016
Sanatçıların izniyle
Bu sergi, SALT’ın üyesi olduğu Avrupa müzeler konfederasyonu L’Internationale’nin beş yıllık The Uses of Art – The Legacy of 1848 and 1989 [Sanat Kullanımları – 1848 ve 1989’un Mirası] programı kapsamında gerçekleştirilmektedir.
Detaylı bilgi için tıklayınız.

Bir cevap yazın