Atatürk’ün En Büyük Projesi: SÜMERBANK


sümerbank_logo

Bir grup genç bir araya gelerek, Atatürk’ün projesi olan Sümerbank’ın unutulmaması ve yaşatılması için dernekleşerek, hatıra kumaşlar ve defileler organize ediyor. Bu gençlere kulak verir misiniz?

Bu fikir nasıl doğdu?

Bu fikir akademik bir araştırma yapılırken başladı. Kurucu üyelerimizden Kamile Köseoğlu tarafından incelenen Sümerbank Fabrikası ve Basmaları, araştırmalar devam ettikçe aslında ne büyük bir değerin, yıkık dökük fabrikanın altında yattığını görmüştür. Fabrika kapandığında çocuk olan bu genç araştırmacı, çalışmalarını sürdürdükçe bir hazineyle karşı karşıyaydı. Kapanan fabrikanın değerinin anlatılması için bir şeyler yapılması gerekliliğini düşünerek bu çalışmasının kitaba dönüştürülmesi için gazeteci yazar Volkan Uluç ile konuyu incelemiş ve birlikte fikir alışverişlerinde bulunarak projenin bugün ki temelleri atılmıştır.

Nasıl dernekleştiniz?

Sümerbank araştırma konusu olarak birçok alanda çalışma yapılabilecek boyutta bir projeydi. 1930larda kurulmuş bir fabrikanın içerisindeki işleyen sistem ve sosyokültürel yapısı ile bir ülkeyi andırmaktaydı.

Bu muazzam yapının unutulmaması için birçok çalışma ve fikir bulmuştuk. Bu çalışmaların devam edebilmesi için insana ihtiyacımız vardı. Tek başımıza devam edebilecek bir çalışma değildi ve dernekleşme fikrini ortaya attık.

Kaç kişisiniz?

İki kişi ile koyulduk biz bu yola, Kamile ve Volkan olarak çıktığımız yolda, Oz büyücüsü filmi gibi attığımız her adımda yeni dostlar eklendi yolumuza. Yürüdükçe, adım attıkça hem ilerliyor hem de çoğalıyorduk.

Önce usta elleriyle Okşan Yelken, sonra Gencer Ayaz katıldı yolumuza. Hukuk bilgisi ile bize destek olmak için avukat Şehriban Şahin geldi yanımıza. Faklı dillerde çevirileriyle Ali Uysal, Sümerbank lojmanlarında büyümüş bir Sümerbank çocuğu Şerife Taşkıran ve bir tekstil mühendisi olan Sümerbank aşığı Selma İkiz’de aramıza katılarak 8 güzel insanla dernek olmanın temelini atmış olduk.

Amaç ve hedefleriniz nelerdir? 

Sümerbank demek Türkiye demekti ve bizler o duyguyu aramaktayız. Yaşatmak istediğimiz bir fabrikadan daha fazlasıdır. Sümerbank bir ulusal semboldür ve bu sembolün altında büyük bir amaç yatmaktadır. Sümerbank ile tarım desteklenmekteydi, ovalarımız şuan boş durmayacaktı. Sümerbank insanlara iş imkânı sağlıyordu, sosyal hakları olan insana değer veren bir sistem vardı. Sümerbank Anadolu motifleri ve çiçeklerini kullanarak kendi kültünü yaşatmaktaydı, şuan ise farklı ülkelerin kültürlerini insanlarımız üzerlerinde yaşatarak kültür asimilasyonuna katkı sağlamaktalar. Sümerbank kendi içindeki sosyal yapısı ile birçok özel sektöre örnek teşkil etmekteydi bu sayede yaşam standartlarını daima yukarı taşıyan bir mihenk taşıydı. Sümerbank kendi satış mağazalarını açarak tohumdan, ürüne tüm sürecin takibinde yer almaktaydı. Yerli Malı Yurdun Malı, Herkes onu kullanmalı sloganının unutularak yabancı markalara olan yönelme Sümerbank’ın unutulmasına hız kazandırmıştır.

Böylesine bir komplike yapının araştırılarak detaylarıyla kamuoyuna tekrar hatırlatmak istiyoruz ve bunun ne kadar zor ve yıpratıcı olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Bizler böylesine bir yapının varlığından bihaber olan genç nesle tüm aşamalarını ve süreci anlatmak.

Sentetik üretimlerin sağlığımıza zararının farkındayız, sağlıklı giyiniyoruz diyerek insanlara organik tarımın ve kumaşın öneminin vurgusunu yapmak. Farkındalık yaratmak için organik kumaşlardan defileler düzenlemek ve kıyafetlerin yaygınlaşmasını sağlamak istiyoruz.

Hedefimiz; insanlara kıyafetlerin mağazalarda ve fabrikalarda değil, toprakta yetiştiğini hatırlatarak, geçmişle geleceği bir araya getirecek sağlıklı giyinmeyi yaygınlaştırmak.

 

Şu ana kadar neler yapabildiniz?

Kumaşların kalitesinin tekrar fark edilebilmesi için defile yapmayı planladık ve çalışmalara başladık. Defile için kıyafet modelleri, modelleri dikecek usta bir el ve kumaşlar gerekiyordu.

Kumaşları gittiğimiz her kapıda “boşalsın sandıklar” diyerek Sümerbank kumaşlarını toplamaya başladık. Modeller için Sümerbank fabrikası kapandıktan sonra açılan fakültede öğrenci olan Gencer Ayaz destek olacaktı. Sıra geldi kıyafetleri dikecek usta ellere. Bu defile için özenle çalışacak bir çift ele ihtiyacımız vardı. Çevrede başladık bir çift el aramaya, kime sorsak bize tek bir isimden bahsettiler; Okşan Yelken. Okşan hanıma defileden bahsettiğimizde, dikimleri yapmayı severek kabul etti ve tüm çalışmalardan ücret talep etmeyeceğini söyledi. Bu bizim için inanılmaz bir destekti. Atölyesinin kapılarını bize açarak çalışmalarımızı orada devam etmeye başladık. Kapısına da “Bizim Ev Sanat Atölyesi” yazdık. İşte o atölyede kumaşları kıyafete dönüştürmeye çalışan bir grup genç her gün emek harcıyor.

Sümerbank tarihini, ürünlerini ve kalitesini anlatacak sanal bir müze için kapı kapı dolaşarak envanter kaydı oluşturmaya başladık. Ellerinde ve zihinlerinde Sümerbank ürünleri, anıları olan insanlara ulaşarak dijital ortama kime ait olduğunu ve iletişim bilgilerini kayda alıyoruz. Bu sayede ileride büyük bir Sümerbank Müzesi kurulması için elimizde hazır bağışçıların listesi olacak. Bu liste ve destekçilerimiz sayesinde müze oluşumu için alt yapıyı hazırlamış olacağız. Bu zaman alacak bir büyük emek işidir.

Şuana kadar Birleşmiş Milletler, Kültür Bakanlığı ve Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığına farkındalık yaratacak 6 proje sunduk ve proje hazırlıklarına ve çalışmalarına devam ediyoruz. Bu projeler sayesinde geleneksel Türk sanatlarından, kültür sanat etkinliklerine ve Nazilli Basmasının tanıtılmasına imkân sağlayacağız.

Sümerbank’ın geçmişten, bugüne ve yarınlara belgeselini çekmek için çalışmalara başladık, alt yapıda senaryomuzu hazırladık ama çekimler için ekip kurmaya çalışıyoruz.

Sümerbank radyosunu amatörce kurduk ve belli aralıklarla aldığımız konuklarla sohbetleri ve güncel konuları konuşuyoruz. Yakın zamanda düzenli olarak, Türkiye genelindeki tüm Sümerbank mensuplarını kapsayan bir program formatının çalışmalarını sunacağız.

Tekrar Nazilli basması üretimi için teknik alt yapımızı hazırladık, teorimizi pratiğe dökmek için bütçe eksiklerimizi gidermeye çalışıyoruz.

Organik pamuk üretiminin araştırmalarına başladık, Türkiye’nin organik pamukta öncü olması için çalışmalar yürüteceğiz. Destek olacak kuruluşlarla irtibata geçmeye başladık.

Sümerbank tarihinin ve kumaşlarının akademik araştırmasını destekliyoruz ve çalışmaları sürdürüyoruz.

Sosyal ağlarda derneğimizin tanınması için çalışmalara başladık ve şimdiden 2,6 milyon insana ulaştık.

Sümerbank’ın tarihçesine ilişkin bilgi verir misiniz?

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın Batı Anadolu’da kurulmasını öngördüğü fabrikanın Nazilli’de açılması fikrinin benimsenmesi sonucunda, Ankara’da heyette alınan karar sonucunda oluşturulacak bir keşif heyetin Nazilli’ye giderek araştırma yapması planlanır. Bu kapsam oluşturulan heyet Nazilli’de yaptığı incelemeler sonucunda aşağı Nazilli’de yer alan mevcutta yer alan fabrika alanının aranan özellikler açısından uygun olduğunu rapor ederler.

Fabrikanın kurulacağı alan netleştikten sonra fabrika inşa planı hazırlanır. Hazırlanan plana göre fabrika iplik, dokuma ve basma olmak üzere 3 kısımdan oluşacak bir tekstil kombinası şeklinde planlanmaktadır. Yapımı devletçe Sümerbank’a verilen, Nazilli Sümerbank Basma fabrikası ülkenin modern anlamda ilk basma fabrikası olacaktır. 25 Ağustos 1935’de temeli atılan fabrika 25ayda bitirilmesi planlanmakta, 5 milyon liraya mal olacak fabrika için kaynak Ruslardan narenciye karşılığında temin edilmiştir.

İsim babası Mustafa Kemal bu kuruluşa neden Sümerbank ismini vermiştir?  İngiliz ve Fransız emperyalizminin büyük Yunan uygarlığını medeniyetlerin başlangıç noktası diye sahiplendiği dönemde Atatürk uygarlığın aslında doğuda Mezopotamya’da ve Orta Asya’da Uygurlar tarafından başlatıldığını ve dünyaya yayıldığını bize ve dünyaya öğretmeye çalışmıştır.  Mustafa Kemal, Sümer kültürü meselesiyle çok yakından ilgilenmiştir. Türklerin Sümer kültürüyle bir ilişkisi olduğunu da düşünmektedir. Güneş Dili Komisyonu bu nedenle kurulmuştur.

Birçok ilkin yaratıcısı Sümer uygarlığı milattan önce 3500 dolaylarında Mezopotamya’da ortaya çıkmış ve her döneminde insanlık tarihini etkileyecek ilklere imza atmıştır.  Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın araştırmalarından yola çıkarak şehir yaşamının başladığı, uygarlığın temellerinin atıldığı Sümer ülkesinin uygarlık tarihini, kültürleri ve dinleri birçok bağlamda etkilediği ve insanlık tarihine çok belirgin bir damga vurduğu söylenebilir. Galiba Atatürk, hem medeniyetin ilk uygarlığı kabul edilebilecek Sümerlerle Türkler arasında bir ilişki kurmak istemiş hem de bu kuruluşa verilen görevlerle ve hedeflerle döneminin çok ilerisinde olan Sümer uygarlığı arasında bir benzetim yaparak kuruluşa Sümerbank ismini vermişti.

 

Sümerbank ürünlerinin en önemli özelliği ne idi?

Kendi kültürümüzü yansıtan, sağlıklı, kaliteli ve uygun fiyata üretilirdi Sümerbank ürünleri. Türk milletinin alın terinin eseri olan ürünleri kullanan insanlar hala bu ürünleri kullanmaktalardır.

Sümerbank’a emek vermiş, emekli olmuş ya da ayrılmış kaç kişi bulunuyor?

Türkiye genelinde bu sayının 100bini aştığını belirtebiliriz

Nasıl bir desteğe ihtiyacınız var? Nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

SÜMERBANKI YAŞATMA DERNEĞİ olarak çıktığımız bu yolda hiçbir şeyimiz yoktu. Maddi olarak cebimizdeki kendi tasarruflarımız vardı, onları ortaya koyduk. Yetmediği yerler olmadı mı? Oldu hala da yetmiyor. Çünkü araştırmaları yapmak zaman ve emek gerektiriyor. Bu iş içinde kendi özel işlerimizi aksatmak durumunda kalıyoruz. Destek olarak maddiyatın önünde, insana ihtiyacımız var. Bizim gibi ileriyi görebilen insanlara ihtiyacımız var. Yapmaya çalıştığımız iş gerçekten bir hayal çalışması olarak adlandırılabilir. İşte bu hayalin peşinden koşacak herkese kapımız açık.

Sümerbank yeniden canlandırılabilir mi?

Sümerbank bir ruhtur, birlik ve beraberliğin ruhuydu. Bu ruh hala bizlerde mevcut, bunu bize mesaj gönderen binlerce insanda görebiliyoruz. Sümerbank damarlarımızda akan asil kandan aldığımız güçle kuruldu ve bu güç hala içimizde mevcuttur.

Sümerbank Fabrikaları kapandığında daha çocuk olan Sümerbankı Yaşatma Derneğini kuran bu ekip, şimdi bize emanet edilmiş bu emaneti yaşatmak için çalışıyoruz.
Sümerbank Cumhuriyetin kuruluşundaki yokluğa rağmen Türk Milletinin emeğini, azmini, gücünü ve kudretini gösteren en büyük projeydi, bu projeye sırt çevirip susmak biz gençler için büyük bir leke olacaktı.

İşte bu yüzden bir araya gelen bu genç insanlar Sümerbankı Yaşatma Derneğini kurarak çalışmalara başladılar.

Siz mi yapacaksınız? Diyenler oldu.

Kapanmış gitmiş, size ne! Diyenler oldu.

Fırsatçı, sahtekâr ve hırsız bile dediler…

Kapanan bir fabrikanın peşinden giden deli insanlar olarak gördüler.
Ama bizler umudumuzu yitirmedik.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk; “Her şey unutulur. Fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız. O gençlik ki, hiçbir şeyi unutmayacaktır; geleceğin ümidi, ışık saçan çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir..” demişti. Bizler Atamızın ümidini kırmamak, Türk Milletimize geçmişteki başarılarını hatırlatabilecek minik bir adım attık hepsi bu.

Bir cevap yazın