Avrupalı Türk işadamlarından Fransa'ya soykırım mektubu: Bu yanlıştan dönün!

e-Posta Yazdır PDF
Sayfayı Paylaş

ATİAD "Soykırımı İnkar Yasası"nedeniyle Fransa Senato Baskanı ve üyelerine uyarı mektubu gönderdi



Kamuoyunun yakından bildiği üzere, Fransız Ulusal Meclisi’nin geçtiğimiz ay, tarih önünde bir yanlısa imza atarak kabul
ettiği, "Soykırımı İnkar Yasası" olarak bilinen ve 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan bir
yasa teklifi, 23 Ocak 2012 tarihinde görüsülmek Fransa Senatosu tarafından gündeme alınmıstır.

 

Konuyla ilgili olarak ATİAD, Fransa Senatosu Baskanı Jean-Pierre Bel ve diğer tüm senato üyelerine Fransızca’ya çevrilmis bir uyarı
mektubu göndererek bu büyük hatadan dönülmesini talep etti. ATİAD Yönetim Kurulu Baskanı Prof. Recep Keskin ve
Genel Sekreter Ömer Sağlam’ın imzalarını tasıyan sözkonusu mektupta özetle su ifadelere yer verildi:

 


“Fransız Ulusal Meclisi’nin geçtiğimiz ay, tarih önünde bir yanlısa imza atarak kabul ettiği, "Soykırımı İnkar Yasası" olarak
bilinen ve 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan bir yasa teklifi, senatonun Anayasa
Komisyonu tarafınca, Fransız Anayasa’sına aykırı bir taslak olarak değerlendirilmesine rağmen, 23 Ocak 2012, Saat
15.00’da Senato’da görüsülmek üzere gündeme alınmıs bulunuyor.


Fransa’da sağduyulu çevreler tarafından, ülkenizde 500 binin üzerinde Ermeni kökenli Fransız vatandasının bulunduğu, bu
tasarının oy için gündeme geldiği dile getirilmektedir. Aynı çevreler tarafından, kanun çıkararak, tarih hakkında hüküm
vermenin, tarihi olayları, günlük siyasi çıkarların malzemesi haline getirmenin doğru olmadığı da vurgulanmaktadır.
Fransa’nın vicdanı gibi görünen bu konusmalar, sonuçta bizler için, parlamentonuzca, insanlık tarihi açısından en ağır suç
olan, soykırım suçuyla suçlandığımız ve ulusça iftiraya uğradığımız gerçeğini değistirmemektedir. Üstelik, daha kendi
tarihindeki karanlık noktalarla yüzlesmemisken, bunu baska uluslardan talep etmenin yarattığı çeliski, sadece bizleri değil,
makul düsünebilen her insanı rahatsız etmektedir.


Olayların meydana geldiği I. Dünya Savası sırasında karsılıklı çatısmalar yasanmıs; savas sırasında düsmanla isbirliği
yaptığı, cephe gerisinde katliamlara giristiği için, Osmanlı Đmparotorluğu kendi güvenliğini sağlamak amacıyla Ermenileri,
yine imparatorluk toprakları içinde, göç ettirmek zorunda kalmıstır. Bu göç sırasında, ne yazık ki, salgın hastalık, kafilelere
çete saldırıları gibi istenmeyen olaylar yasanmıstır. Ancak, göç ettirilenlerin önemli bölümü hedeflerine varmıslardır. Öyle
ki, bunlardan bazıları, savas sonrasında ülkemizi isgal eden Fransız güçlerinin emri altına girmis; Fransız üniforması
altında güneydoğu illerimizde büyük katliamlara imza atmıslardır.


Sayın Senatör, size, I. Dünya Savası sonrasında, aralarında Fransa’ nın da olduğu galip devletlerin Đstanbul’u isgal ettiğini,
140 kadar Osmanlı yöneticisini, öncelikle Ermenileri ve diğer Hıristiyan tebaayı katlettikleri iddiasıyla tutukladıklarını ve iki
yılı askın süre Malta’da tuttuklarını hatırlatırız. Sonuçta, o günün Birlesmis Milletleri olan Milletler Cemiyeti bakımından
“uluslararası bir yargılama” süreci yasanmıstır. Bu sırada, Osmanlı arsivleri bu devletlerin elindeydi.


Sevr Antlasması uyarınca, Londra’daki Đngiliz Kraliyet Bassavcılığı tarafından bu iddialar sorusturulmus; sonuçta
21.07.1921 günü katliam iddialarını doğrulayan yeterli kanıt bulunamadığı ve eldeki kanıtlarla bir hukuk mahkemesinde bu
konuda dava açılamayacağı belirtilerek sorusturma dosyası kapatılmıstır. Bir tarafta, bütün arsivlerini açan ve olayı
tarihçilerin çözmesini isteyen Türkiye’nin karsısında, Chicago’daki arsivlerini bir türlü bizlerle paylasmak istemeyen, olayı
kapalı kapılar arkasında, politik manevralarla ilgisiz ülkelerin parlamentoları üzerinden çözmek isteyen Ermeni tarafının
varlığı, bu iddiaların sağlamlığı hakkında bizlere bir fikir vermektedir.


Bir ulusu soykırımla suçlayabilmek için gereken hukuki kriterler, BM Soykırım Sözlesmesi’nde yer almaktadır. Bunlara
uluslararası mahkeme kararlarını da ekleyebilirsiniz. 1915 olaylarının bir soykırım olduğunu iddia edenler, bunu
kanıtlamakla yükümlüdür. Dönemin bir uluslararası mahkemesince, bütün imkanlar kullanılarak kanıtlanamamıs bir
‘soykırım’, ne yazık ki, 21. Yüzyılda, parlamentonuzca karara bağlanabilmektedir.

Ermeni tarafından ölenler için göz yası dökenler, ne yazık ki, aynı dönemde Ermenilerin katlettikleri Türklerden bu göz
yaslarını esirgemektedirler. Sonuçta bugün, dernek üyelerimizden pek çoğunun ailelerinde Ermeniler tarafından
katledilmis, zulüme uğramıs fertler bulunmaktadır. Ermeni tarafında anlatılan her katliam hikayesinin karsısında, bir Türk
ve müslüman katliam hikayesi duyabilirsiniz. İki taraf arasında çatısmaların yasandığı bir olayda, taraflardan birini
soykırımla suçlamak, suçlanan tarafa ve gerçekten soykırıma uğramıs halklara bir hakarettir.


Bu iftiraların parlamentonuzca kabul edilmis, bir baska değisle, kanun çıkartarak tarih hakkında hüküm verilmis olması
baslı basına bir skandaldır. Bu tavır, Türkler ve Ermeniler arasındaki sorunların görüsülerek çözümlenmesinin de önünü
kapatmaktadır.


Sayın Senatör, siz olsaydınız, atalarınızın islemedikleri bir suçtan dolayı baska ülke parlamentosu tarafından kanun
çıkarmak yoluyla iftiraya uğramaları ve bütün bir ulus olarak töhmet altında bırakılmak istenmeniz karsısında, o ülke
hakkında neler hissederdiniz? Üstelik, buna karsı sesinizi yükseltmek istemeniz durumunda para ve hapis cezaları ile
tehdit edilmeniz durumunda nasıl davranırdınız?


Sayın Senatör, siz olsaydınız, bu durumda susup oturmayı ve bütün bu ithamları kabullenmeyi mi, yoksa sesinizi daha da
duyuracak, hukuki yoldan hakkınızı savunacak yollar aramayı mı tercih ederdiniz? Yasanın Senatonuzca onaylanması
durumunda, Türklerin nasıl davranmasını bekliyorsunuz? Bu yasayla, bundan sonra, doğruluğu kanıtlanmamıs ve bize
göre kanıtlanması da mümkün olmayan bu iddialar hakkında fikir beyan edecek kisiler ve konu hakkında arastırma yapmak
isteyen bilim insanları, Fransa yasaları önünde birer suçlu konumuna düsecektir. Fransa olarak, bu haksızlığa sesini
yükseltmeye hazır, 5 milyonu Avrupalı Türk, milyonlarca insana ne gibi bir islem yapmayı düsünüyorsunuz? Özgür
düsünmeyi ve aykırı fikir beyan etmeyi yasaklamayı, Fransa’ya yakıstırıyor musunuz?


Fransa Senatosu’nun siz sağduyulu üyelerinden, AB ülkelerinde yasayan 5 milyon Türk ve bu ülkelerde milyarlarca Euro
yatırımı bulunan ve yaklasık 800.000 bin kisiyi istihdam eden 130.000 Avrupalı Türk girisimcisi adına, köklü tarihi ve
ekonomik bağlarımızın olduğu Fransa’da, bizleri potansiyel suçlu durumuna düsürebilecek ve ileride bu ülkeyle is
yapmamızı engelleyecek, bu yasa önerisinin reddini ve bu konuda bugüne kadar yapılmıs hataların bir an önce tamirini
talep ediyoruz.”

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile