Avrupa Yolunda Türkiye’nin Önündeki Adımlar


Avrupa Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Stefan Füle’nin 7 Temmuz 2014 tarihinde Sabah ve Daily Sabah gazetelerinde yayınlanan makalesi AB Türkiye Delegasyonu’nun sayfasında yayınlanmıştır.

“Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı var mı? Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacı var mı? Türkiye Birliğin bir üyesi olacak mı? Türkiye’ye yaptığım ziyaretler ve Türkiye’nin katılımıyla ilgili olarak yer aldığım toplantılarda bu soruları defalarca duydum. Cevabım da hep şu yönde oldu: konu, kimin kime daha fazla ihtiyacı olduğu ile ilgili değil; konu, hâlihazırda birçok alanda var olan derin bağlarımızın taşıdığı gerçeklikle ilgilidir. Konu, ilişkilerimizin, ortak stratejik menfaatlerimizin ve işbirliğimizin sunduğu ve ancak katılım müzakereleri bağlamında layıkıyla gerçekleşebilecek olan büyük ortak potansiyelimiz ile ilgilidir.

Sorumluluğum altındaki ülkeler arasında yer alan Türkiye, ekibimin ve benim ilerleme kaydedilmesi için en yoğun mesai ve enerji harcadığı ülkelerden biridir. AB katılım sürecinin, hepimizin ortak hedefi olan Türkiye’nin modernleşmesi bağlamında en iyi çerçeveyi oluşturduğu konusunda, Türk ortaklarımızla her zaman fikir birliği olduk. Geride bıraktığımız yıl içinde Pozitif Gündem, yeni bir faslın müzakereye açılması ve vize konusunda ilerleme kaydedilmesiyle ivmeyi yeniden kazanabilmiş olsak da, içinde bulunduğumuz yıl, Türkiye’nin Avrupa değer ve standartları konusunda taşıdığı kararlılıkla ilgili olarak ciddi endişelere ve hatta şüphelere yol açan bir takım gelişmelere sahne olmuştur.
Bu, Türkiye’den vazgeçtiğimiz anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Türkiye’nin aday ülke statüsünü aldığı 1999’dan bu yana gerçekleştirdiği fevkalade başarıları pekiştirdiğini ve bir Avrupa devleti olarak konumunu kuvvetlendirdiğini görmek istiyoruz. Bu doğrultuda Türkiye’yi desteklemeye ve sahip olduğumuz deneyimleri paylaşmaya kararlıyız. Ancak Türkiye’nin doğru yönde ilerlemeye devam etmeye istekli olduğunu görmeye ihtiyacımız var. Türkiye’nin reformları ileri götürmek doğrultusundaki güçlü kararlılığı vazgeçilmez bir önem taşımakta… Bu kararlılık tehlikede gibi görünüyor. Bir takım alanlarda (istihdam ve sosyal konular, azınlık hakları göç ve mülteciler…) reform çalışmaları henüz tamamlanmamış olsa da kararlılık gözlemlenmektedir; ancak, hiçbir konu katılım sürecinin merkezinde yer alan yargı reformu, hukukun üstünlüğü ve temel hak ve özgürlüklere saygı gibi hususlar kadar aciliyet taşımamaktadır. Önümüzdeki aylarda gerçek ve somut sonuçlar alabilmek için bu konularda birlikte çalışma ivmesini yeniden yaratmamız ve yaratılan ivmeyi sürdürmemiz önem arz etmektedir.
Katılım süreci, ilişkilerimizin motorudur; reform yönünde ikna edici ilerlemeler ise vitesini oluşturur. İlerleme ise ancak her ikisinin birlikte çalışarak bizi ileriye doğru hareket ettirmesiyle gerçekleştirilebilir. Bu, aynı zamanda, AB’nin katılım müzakerelerinde ilerleme kaydedilmesi yönündeki samimiyeti konusunda Türkiye’de var olan inandırıcılık sorununun üstesinden gelmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Daha somut ve zorlayıcı müzakereleri kolaylaştırmak üzere, başta 23üncü fasıl olmak üzere, daha fazla faslın açılması gerektiğini daha önce de söyledim ve buna gerçekten inanıyorum. Ancak, dürüst olmak gerekirse bu, katılım sürecinin başlangıcında altına birlikte imza attığımız temel ilkelerden sapmak için bir sebep olarak kullanılamaz. Şunu da unutmayalım ki ilerleme, Kıbrıs’la ilgili hususlarda sağlanacak ilerlemeyle ilintili olacaktır: bu itibarla, çözüm sürecine yönelik olarak Türkiye’nin sergilediği kararlılığı takdirle karşıladığımı ifade etmek isterim. Ancak, Katma Protokolün eksiksiz bir şekilde uygulanması, 8 fasılda müzakerelerin derhal yeniden başlatılmasına olanak sağlayacaktır.

Türk ortaklarımı Avrupa Komisyonu ile hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanında yakın diyalog sürdürmeye teşvik ettim. Türkiye’nin, AB standartlarından uzaklaşmak yerine yakınlaşması için, bu alanlara ilişkin her mevzuat konusunda erken safhada yetkili Avrupa kurumları – Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi gibi diğer kuruluşlarla temasta bulunması önemlidir.

Bu ne bürokratik ya da akademik bir çalışma, ne de Brüksel’de birilerini memnun etme meselesidir. Bu demokratik ilkelerin derin kök saldığı, çoğulculuk kültürünün geliştiği, vatandaş haklarına saygı gösterilen ve bu hakların bağımsız ve tarafsız yargı tarafından korunduğu çağdaş bir devlette Türk vatandaşları ve onların özgürlükleri meselesidir. Temel Avrupa değer ve ilkelerinin korunduğu bir zemin oluşturmadan çağdaş bir Avrupa devleti inşa edemezsiniz. Türkiye bunun bilincindedir ve geçtiğimiz yıllarda zaten önemli adımlar atmıştır.

Reformlar kapsayıcı olmalıdır; bu çerçevede sivil topluma danışılmalı ve sivil toplumun temel rolünü üstlenebilmesi için elverişli bir ortam sağlanmalıdır. Türk kamuoyu reformların günlük hayatlarında somut, olumlu ve yenilikçi bir etki yaratacağına güvenebilmelidir.

Yargının bağımsız hareket edebilmesi için tedbirler alınmalı ve böylelikle yargı geniş kitlelerin güvenini kazanmalıdır. AB’ye katılımın neden ve amaçları dâhil olmak üzere, kilit konularda mutabakat sağlanmalıdır. Ayrıca, toplumun kutuplaşması ile ortaya çıkan rahatsız edici durum süratle çözülmelidir. İşte bu hedeflere ulaşma noktasında tüm kurumlara görev düşmektedir.

Kararlılıkla ve bizim de desteğimizle, bu temel alanlarda somut netice alınabilir. Böylelikle, Ekim’de yayınlanacak İlerleme Raporu’nun tonunun, stratejik öneme sahip olduğunu teslim ettiğimiz bu ilişkiyi genişletmemize ve derinleştirmemize imkân verecek şekilde belirlenmesi mümkün olabilir. Bu amaç uğruna desteğimizi ve çabalarımızı arttırmaya hazırız. Rapor mevcut Komisyon’un yayınladığı son rapor olmakla birlikte, AB’nin Türkiye ile münasebetlerini ne şekilde sürdüreceğinin belirlenmesi açısından yeni Komisyon’a bir dayanak oluşturacaktır. Umarız Türkiye bunu başarabilmemiz için gereken içeriği bize sağlar, zira katılım sürecinin geleceğini belirleyecek olan bizzat Türkiye’nin kendi kararları, çabaları ve güvenilirliğidir. 2014’ün AB yılı olması taahhüdünün gerçekleşmesi temennisiyle, Türkiye ile beraber çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Kaynak: http://www.avrupa.info.tr/